• Perşembe, 11 Ağustos 2022

Ot severler için Alaçatı yollarına düştük

Bir Egeli olarak otlara bayılırım... Bahar yağmurlarının beslediği topraklar, Ege’de Mart, Nisan ve Mayıs aylarını türlü türlü otlar için şenliğe çevirir. Şevketibostan, labada, ebegümeci, arapsaçı, ısırgan, kazayağı, turp otu, radika, cibes, kekik, pazı, kuşkonmaz ve daha neler neler…

 

En güzel mevsimidir bahar “bence” Ege’nin... Bunaltmayan bir hava, ılık rüzgarlar, çok kalabalık olmayan sahil kenarları ve bol bol taze yiyecekler. 

Bahar ve taze yiyecekler derken bu mevsimde ziyaret edilecek en güzel festival hakkındaki yazımıza göz atmaya ne dersiniz? Alaçatı Ot Festivali’nden söz ediyorum.




İnternetten daha uygun fiyata araba kiraladık

 

İstanbul’dan Alaçatı’ya araçla gitmek, uçakla gidip araç kiralamaktan pahalı. O nedenle ilk tercihimiz uçak ile İzmir’e gitmek; biraz Alsancak’ta gezip, araç kiralayarak Alaçatı’ya doğru yola çıkmak.

 

Alaçatı Ot Festivali 24- 27 Mart tarihleri arasında düzenleniyor. İşimizden 24 ve 25 Mart için iki günlük izin alıyoruz. Hafta sonunu da kapsadığından 4 günlük eğlenceli bir tatil planlıyoruz. Bunun için ilk işimiz araç kiralamak oluyor. 4 günlük tatilin masraflarını yolda heba etmemek için dokay.com.tr ’den araç kiralıyoruz.

 

İnternet sitesinde kısa bir gezintinin ardından 700 liraya ekonomik bir araç bulduk: Renault Symbol. 4 günlük araç kira bedeli, İstanbul- İzmir gidiş geliş yol ücretinden çok daha ucuz. Hasarlara karşı içimiz rahat olsun diye 160 lira karşılığı Süper Maksimum güvence paketini de alıyoruz.



Alaçatı Bizi Bekle

 

Seyahat günü sabah 4 gibi kalkmak bu işin en sıkıcı tarafı ama işin ucunda Alaçatı ve İzmir olunca, uykudan da bir heyecanla kalkıyor insan...

 

Yarım saat toparlanma, evden çıkma derken saat 6’da havalimanındayız. 7’de kalkan uçakla bir saatlik yolculuk sonrası İzmir’e ulaşıyoruz. Hemen Çeşme’ye doğru yol almayacağız; önce İzmir Kordon’da biraz yürümek ve kahvaltı yapmak niyetindeyiz. Alsancak’ın meşhur boyozcularından birisinde oturmak, çay eşliğinde sıcak bir boyoz yemek serpme kahvaltıdan daha güzel geliyor.

 

Havalimanından Alsancak’a metro veya shuttle ile geçmek mümkün. Biz doğrudan Alsancak’a gitmek için, daha konforlu olur düşüncesi ile shuttle’ı kullandık. Dokay’ın havalimanında ofisi var ama biz park etme derdiyle uğraşmamak için aracı Alsancak’tan almayı düşündük.

 

Kordon’da boyoz ile kahvaltı


Alsancak’ta indiğimiz durak, Dokay’ın kiralama ofisinin çok yanındaydı. Araç kiralamalarında işlem uzun sürer genelde; ama burada her iş çok hızlı halledildi. Bize yardımcı olan güler yüzlü ofis çalışanlarının yardımı ile aracın anahtarını kısa sürede teslim aldık. Ama karnımız aç, bir şeyler atıştırmamız gerekiyor.




Dokay çalışanları arabayı kahvaltıdan sonra alabileceğimizi söyleyip, bize güzel kahvaltı yapabileceğimiz bir kafe tarif ettiler. Tavsiyeleri de boyozdu tabii ki. İzmir’e has bir lezzet olan boyoz genelde yumurta ile birlikte servis ediliyor. Kahvaltıyı çay seansı ile biraz uzattık ama Kordon’da biraz sabah yürüyüşü fena olmazdı. Hafif yağmur altında deniz kenarında yürümek bize çok iyi geldi.

 

Kordon’da biraz yürüdükten sonra Dokay’ın Alsancak kiralama ofisine döndük, aracımızı teslim aldık. Alsancak’tan Çeşme otobanına doğru yola koyulduk.

 

Konak Tüneli’nden çevre yoluna bağlanmak bir seçenek ama İzmir sahil yolundan Balçova’ya kadar gitmek ise bir keyif... Biz bu yolu tercih ettik ve Balçova’dan otobana bağlandık. Yaklaşık 1 saatlik güvenli bir yolculuk sonunda Alaçatı’ya ulaştık.

 

Alaçatı masal gibi...

 

Alaçatı ilk girişten itibaren büyülüyor sizi. İki katlı, tarihi evleri sanki bir masal kentinden çıkıp gelmiş gibi. Bu evlerin alt taraflarına çok tatlı, estetik kafeler açılmış. Bu manzara İstanbul gibi bir büyükşehrin kaosundan kaçanlar için çok ferahlatıcı.


 


Ot Festivali’ne geçmeden önce İmren Alaçatı Tatlıcısı’nın ikonik Damla Sakızlı Kurabiyesi’nden yiyip, bir bardak yorgunluk kahvesi içiyoruz. Kahvemizi içerken festival programına bir göz atıyoruz.

 

Alaçatı Ot Festivali, Çeşme Belediyesi tarafından ilk kez 2010 yılı Nisan ayında düzenlenmiş. Ege’nin taze otlarından enfes yemeklerin yapıldığı festival çok tutulunca geleneksel hale getirilmiş. Geçtiğimiz son iki yıl pandemi nedeniyle online olarak yapılan festivale bu yıl ilgi epey yoğun.

 

Baharın gelişinin kutlandığı Alaçatı Ot Festivali, Ege Bölgesi’nde yetişen otlarının Türkiye’ye ve dünyaya tanıtıldığı muhteşem bir organizasyon. Festival kapsamında ilk gün Alaçatı Çarşı Meydanı’nda rengarenk giysileri ile adeta baharı müjdeleyen kortejin geçişi gerçekleşiyor. Açılan stantlarda Alaçatı ve Çeşme civarında yerli üreticilerin yetiştirdikleri ve doğadan topladıkları otlar sergileniyor ve satılıyor. Şevketibostan, turpotu, kekik, enginar, asma yaprağı, labada, ebegümeci, arapsaçı, ısırgan, kazayağı, radika, cibes, pazı, kuşkonmaz ve bin bir çeşit bahar çiçekleri ile pazar alanı cennet bahçesinden çıkmış gibi.

 

Festival bundan ibaret değil tabii. Ayrıca birçok atölyeye katılıp bu otlardan yapılan yemeklerin tariflerini öğrenebilir ve tadabilirsiniz. Ayrıca birçok sanatçı ve yazar söyleşileri de vardı. Dolu dolu 3 gün geçirdik biz de.

 

Sezonun ilk denizi




Son gün ise biraz tembellik yapıp, sonra da deniz sezonunu açmaya karar verdik. ‘Bu mevsimde denize girilir mi?’ demeyin, biz girdik. Şaşıracaksınız ama deniz çok sıcaktı. Şaka yapmıyorum, gerçekten sıcaktı. Çünkü denize Ilıca’da, Yıldızburnu’nun ilerisinde termal suyun çıktığı yerde girdik. Evet, Çeşme’de Ilıca’da denizin bir bölümünden termal su çıkıyor ve yılın her mevsimi sıcacık bir deniz suyuna giriyorsunuz. Bir iki kulaç atınca da buz gibi su sizi karşılıyor. Kalbiniz dayanıyorsa, bir sıcak bir soğuk yapabilirsiniz. İlk sıcak suya girince soğuk su bir şok etkisi yaratıyor ve hemen sıcağa dönmek istiyorsunuz. Tecrübe ile sabittir ve ben yalnızca bir defa şansımı deneyebildim. 😊

 

Sorunsuz bir geziydi

 

Deniz sonrası, limana park ettiğimiz araca eşyalarımızı yerleştirip İzmir’e doğru yeniden yola koyuluyoruz. Aracı normalde pazartesi teslim etme şansımız var. Ama bir sonraki gün işe gitmek için akşam evde olmamız lazım.

 

Akşam uçağına yetişeceğimiz için doğruca havalimanına gidiyoruz.  Dokay’ın havalimanında da şubesi olduğu için Alsancak’tan aldığımız aracı buraya bırakabiliyoruz.

 

Bizi karşılayan personel, gerekli kontrolleri yaptıktan sonra bizi kısa bir zamanda uğurluyor.

 

Uçak kalkarken arkamızda çok güzel bir hafta sonu, bir Alaçatı masalı bırakıyoruz. Yanımızda ise Ege’nin taze otları ve mis kokulu lavantalarla İstanbul’a uçuyoruz.




Seneye buluşmak dileğiyle Alaçatı…

 

Yorumlar

Yeni Yorum Ekle
Benzer İçerikler
İzmir'de Gezilecek 10 Keyifli Yer

Anadolu Yarımadası’nın batısında, Ege Denizi’nin kıyısında yer alan İzmir, yerli ve yabancı turistleri her mevsim ağırlamaya devam ediyor. Ege’nin incisi olarak ifade edilen İzmir’deki gezilecek yerler sunduğu pek çok farklı...

Cunda’ya Gitmek Kaç Para?

Aracın markası: Nissan Qashqai 1.6 DCIMotor ve Yakıt: 1.6 Dizel.Her yıl Haziran ayında Cunda’da Ultimate Cunda yarışlarına katılırız. Teamkronos tarafından düzenlenen Ultimate Cunda yarışları, bisiklet, yüzme ve koşu etaplarından oluşuyor....

11. Alaçatı Ot Festivali

Bahar ve taze yiyecekler derken bu mevsimde ziyaret edilecek en güzel festival hakkındaki yazımıza göz atmaya ne dersiniz? Alaçatı Ot Festivali’nden söz ediyorum.İnternetten daha uygun fiyata araba kiraladık İstanbul’dan Alaçatı’ya araçla...

İzmir’in Koşu Rotaları

KORDON BOYUİlk koşu alternatifi tabii ki Kordon boyu. Bir tarafınızda Alsancak, diğer tarafınızda Karşıyaka, ortada muhteşem bir deniz, açık bir gökyüzü... Mis gibi deniz kokusu, saçlarınızı okşayan imbat rüzgarı ve...